Pazartesi, Ocak 5

uzun bir ara...

yeni yıla girmeden çalıştığım işyerinden biraz kendi isteğimle biraz sürprizle (nasıl olur lan bu demeyin oluyor işte) ayrılmak zorunda kaldım. bu dönem boyunca da ülke ve dünya gündemini yakından takip etsem de yazılarıma ara vermeliydim. çünkü kendimi toparlamaya ihtiyacım vardı. bu yüzden dünyada neler oldu sizlerle paylaşamadım mesela ingiliz kadınlar sarhoş olup londra sokaklarına aktılar, taksim'deki yılbaşı geleneksel taciz olayları yeni bir boyut kazandı (bir gay arkadaşı taciz eden adam ne yapacağını şaşırdı mesela "o an" lara geçti). bunları yazamadım çok üzgünüm...

yılbaşında ben ne yaptım? oturdum, açtım güzelim tır oyunumu, penceremi açtım, atletimi geçirdim sırtıma, aldım elime soft camel ve bir büyük efe yaş üzümü boston'dan vancouver'a dinamit taşıdım. dışarda kıçım donmadı, hem para kazandım hem bir tır şöförü gibi geçirdim sonuçta biz şöförlere biliyorsunuz yılbaşı falan olmaz.

bu aradan sonra tekrar yazılarıma geri döndüğümü haber veriyorum herkese :) en yakın zamanda şu gazze olaylarına ve obama amcanın neden sessiz kaldığını yazmayı düşünüyorum. ha bide galliani-clinton savaşına dönen gökçek-karayalçın savaşını da yazacağım, istanbul'un adayları hala belli olmamasına rağmen (topbaş'ı geçiyorum o klasik mimar arkadaş bikaç yüzyıl daha bizimle metrobüslere binmeyi unutmayın)

bu arada yunan ayaklanmasını yine yakından takip edeceğiz :) size şimdilik oyalanacağınız bir adres vermek isterdim ama birkaç öneriyle geçiştiricem mazur görün. bu güzelim kış günlerinde en güzeli film izlemektir bence o yüzden buyrun:

beethoven'ı anlamak
cassandra's dream
vicky christina barcelona
notre dame de paris (müzikal severlere)
across the universe (beatles severlere)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder