Salı, Şubat 23

%52 boş beleş genç nüfusu

%52 diyorlar ya hani, her yerde ulan ne kadar genç bir ülkeyiz diyorlar falan. işte bu gücü kullanalım diyorlar.

olmaz koç! bu %52 ile imkanı yok olmasının. diyeceksiniz ki neden? bak almanya gençleşmeye çalışıyor, norveç genç işçi arıyor diyeceksiniz. ama yok olmaz arkadaşlar. bizim 35 yaştan küçük nüfus isterse %80 olsun. bu kadro ile olmaz!

hemen açıklayalım. bizim ülkemizde en çok izlenen gençlik programları sırayla: "okan bayülgen ile 3 gece de benim", "beyaz ile ırgatlara sesleniyoruz" ve "abbas güçlü ile bor madenlerimiz var bizim."

evet bu 3 programı izleyen gençler sizden bi' sik olmaz. açık konuşuyorum işte, dolaylı da anlatmıyorum. ondan sonra sözlük gençlerini programın metin yazarı olarak alsan da bi sik değişmez çünkü sen conan o'brien da olamazsın, jay leno da ve hatta jimmy fallon bile. lafım sana sakallı.

farkında değilsiniz adamlar sizinle açık açık dalga geçiyor. aralarında azıcık okumuş olan okan bayülgen denen arkadaş, onun da ne olduğu belli. kendini bir fransız amcaya benzetmeyle kafayı bozmuş durumda. beyaz desen eskişehirli daha ötesini söylememe gerek yok heralde. beyni ancak bu %52'ye seslenecek kadar gelişmiş durumda. abbas'ı dikkate bile almak istemiyorum ama siz hala onun programlarına gidip çanak sorular sorabiliyorsunuz, postallıları ayakta alkışlıyorsunuz, yani o kadar artık alışmışsınız ki alkışlamaya abbas'ı bile şaşırtıyorsunuz. o daha da yazık.

maalesef ülkemizde gelişmişlik düzeyi okuduğun okulla, yaptığın yüksek lisanslarla ve doktoralarla, bildiğin dillerle ortaya çıkmıyor. herkes bir vasat tutturmuş gidiyor. sonra aralarından biri kendini zorlamadan bir şeyler başarınca da "aaa nası becermiş, ben ise ne kadar okumuştum, bütün notlarım a idi." diyorlar! çünkü bu %52 böyle bir kafa.

atalaramız zamanında ne de güzel söylemişler işte gayet açık ve net bir şekilde: ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz! işte bunlara rağmen halen süper işler yapan ve dünyayı kurtaran 40 milyon genç var(!) yazık lan sizlere. okuyacaksınız da adam olacaksınız(!) orada bahsi edilen okuma, ciddi olarak okuma, yani açıp bir şeyler okumak. yoksa okula gitmek falan değil. okulda bir sik öğrenemezsiniz. orası sana işi öğretir. dümdüz standart bir herif olmak istiyorsan. tabi o senin seçimin. ama sonra bana gelip de dünyayı kurtarıyorum, şunları yapıyorum, bunlarla yaşıyorum, kendime zaman ayıramıyorum deme.

işte dostlar demem o ki. yapılan işlerden de gördüğümüz gibi (okan, beyaz, abbas) hakikaten ayinesi iş oluyor kişinin! bu işte size uygun olan. hadi şimdi hepiniz gidin nükleere karşı çıkın, akp ile didişin, abbas güçlü ellerini bağlayınca alkışlayın, kapatınca yuhlayın, okan'a çıkıp pankart kaldırın, beyaz'a gidip kameraya el sallayın falan. uğraşmayın siz siyasetle falan, apolitik gençler iyiydi. uğraşınca çünkü bokunu çıkarıyorsunuz. yok cumhuriyet yürüyüşleri yok 1 mayıslar falan. ulan anan sosyete baban iş adamı, sen orada keyfine sallıyorsun taşı esnafa sonra da polis yakalayınca babanın parasıyla çıkıyorsun.

bu gerçek solculara da acıyorum işte. babaları devletin anasını bellediler, bu gençler de onların yolundan gidiyor. siz de hala bunlarda iş var diye yanlarınıza alıyorsunuz. oğlum unutun hayat uzun metrajlı bir film değil. bugün yanında olan o entel değnekler yarın sana bu lümpenlerin anasını ..keyim derse işte bakarsın götüne bön bön. 70 ve 80'lerde de farklı olmadı, görüyorsunuz yazarların genelini işte gazetelerde.

akıllı olun, eşitlik istiyorsanız, eğitim isteyin, öğrenmek istiyorsanız fırsat isteyin, kitap isteyin, laboratuar isteyin. mallık yapmayın, korkmayın kimse sikişmeden ölmüyor dünyada. (rahibeler dışında ki onlar da bu kadar pornoya konu olduysa onları da kaybettik)

birazcık üretken olmak zor değil ve bu tübitak testleri çözerek olmuyor. araştırın gençler diyebileceğim tek şey size bu. öyle götüm rahat giderim çığırırım demek değil muhalefet, elinize bayrak alıp sallamak değil. onu dedeleriniz -deniz baykal- amcalarınız -devlet bahçeli- gayet güzel bir şekilde yapıyor. eğer siz muhalefet diye böyle yarrak kürek işlere devam ederseniz daha bunlara mecbur kalmaya devam edersiniz.

haaa unutmadan en çok televizyon izleyenler televizyona bok atarlar ya bunu da yapmayın lütfen. ayrıca hepiniz gidin cnbce izleyin de demiyorum. ona cevabı umut sarıkaya "aytek" kardeşimle çok güzel veriyor zaten. hadi şimdi devam. alın elinizee bayrakları yürümeye, hükümete karşı bağırmaya. ama bu sefer biriniz elinize bir kitap alın ve bağırın "gerçekler burada yazıyor!" diye.*

*hatırlamayanlar için ek not atatürk'ün türbesinde kuranı eline alıp bir adam bağırarak, protesto yapmıştı ona istinaden.

Salı, Şubat 16

herkesin bir duruşu var lan.

Ulan bloggerlara bakıyorum şöyle bi, en ünlüsünden en kıytırığına (ben o çizginin kıytırığa yakın olan tarafındayım) ulan hepsinde bir demogoji hepsi bir goygoyculuk. hadi becerseler eyvallah dicem. koy youtube videosunu, yaz üstüne iki lakırdı hooooop, al sana günü kurtaran yazı.

ha sonuna da bir "tekel işçilerini destekliyoruz!"

arkadaşlar ben sizi anlamıyorum. yok yani destekliyoruz diyorsunuz, işte işçi hakları diyorsunuz falan ama hiç kafanız basmıyor. dümdüz devam. zaten bizim ülkedeki solcuları da anlamak mümkün değil. iktidara gelsek bi sürü kişiyi işe alıcaz, herkese para dağıtıcaz. doğru bunu daha önce de yaptınız, %500 zam gördüğümüz zamanlar da oldu. darphane devlet kuruluşu değil mi neden para basmıyoruz ?

ulan cidden artık kafa göz dalıcam hepinize yahu. tekel işçileri de artık utansınlar. memurları 50'lerde siz bu ülkenin incilerisiniz diye takılan kulp ile gaza getirdiniz, adamlar emekli olunca şimdinin parasıyla 20.000 TL ya alıyor ya almıyor, bi bakıyorsun işçilere 80.000 TL'den aşağıya alan yok. insafa gelin artık. tek taraflı isteklerle bu iş yürümez. boş beleşçilik yapıp, yan gelip yatarak. beni oradan aldın, şuraya vermek zorundasınız diyemezsiniz. global bir işi bilen yapar modelini oturtmak lazım. sen o işten alınıp, nasıl telekoma işçi olarak gidebilirsin mesela? var mı öyle bir kıyak? siz bunu geçin de gariban memurların emeklilik ikramiyelerini tartışın, onların grev hakkını tartışın, doktorların durumlarını tartışın varsa yoksa onu destekliyoruz, bunu destekliyoruz.

geçenlerde arkadaşımın babası sizin gibileri denemek için güzel bir şey yaptı. hani bu forward mesajı ile yolladığınız destek mailleri var ya(götünüze girsin hehe). adam ona "hadi ben otobüsü ayarladım madem bu kadar destekliyorsunuz hepimiz tekel işçilerinin yanına gidiyoruz." dedi. (korkmayın bunu yapan emekli ve o emeklinin çevresi, adamların işi gücü vardır demeyin.) kimse geri dönmedi. kimse gitmeye cesaret etmedi. oturduğunuz yerden destekleyin siz.

tekel işçilerini nasıl desteklersiniz biliyor musunuz? o uyuşuk bedenlerinizi bir büyük içerek daha da uyuşturun öyle destekleyin. süper çözüm dimi.

hadi bakim dağılın şimdi. duruş, muruş, bok-püsür demeyin bana! duruşmuş, beşiktaşlılıkmış ulan st.pauli bile atkı satıyor artık. nöbetlere giricem yine. hadi size iyi duruşlar.

Çarşamba, Şubat 3

bel fıtığı, sınavlar ve paramparça uykular

yine bir kaç haftadır yarak kürek modlardayım. inanılmaz bir bel ağrım var. boş gözlerle bakıp, mal gibi oturuyorum. sebepleri kısaca sayarsak.

  1. sınavlar bitmiyor.
  2. işler bitmiyor.
  3. eve harcanan para bitmiyor.
  4. yol bitmiyor.
  5. kontör bitiyor amk.
hayat da belli bir düzene girdi, düzen derken kaptırdık işte kendimizi bir tür ingilizce heğbit denen şeye. kısaca hayatım
  • sabah 8'de kalkarak başlıyor. (tabi ki sevgilim kaldırıyor) yemek yemeden, yüz yıkanıp, dışarı çıkılıyor.
  • 28t bekleniyor. 28t ile sıkış pıkış bir yolculuk. 45 dakika yol. maslak-sarıyer dolmuşu. ya da 28t beklenmiyor, o gün taksiye biniliyor ve 10 dakika daha uyunuyor ayrıca o gün 15 tl fazladan içeri giriyorsun.
  • dolmuşla işe gelip, maillerini açıyorsun, gmail ve msn de açık tabi ki. iş gelsin yap yolla, revizyon gelsin yap yolla, iş gelmesin sıkıl çık evine git. metro, sarı dolmuş taksim üzerinden. (bu şık biraz uzun oldu ama en sıkıldığım şık)
  • eve gel donuna kadar soyun fırlat bir köşeye (ama sonra kesin kaldır yoksa takıntı yapıyorsun).
  • pijamanı giy, kombiyi biraz daha aç.
  • telefon çalsın, kız arkadaşınla konuş. (ilginçtir öncekilerin aksine bu konuşmayı ben isteyerek yapıyorum. hatta ben arıyorum.)
  • telefonu hoparlöre alıp, sabah bıraktığın dağınıklığı topla. konuşmaya devam et.
  • banyoya git ellerini yıka.
  • telefon hala hoparlörde, konuşuyorsun. (sağol beleş hat.)
  • banyodan çık, çoklu prizin düğmesini aç, kanepeyi açık konuma getir, sehpanı yanına al, küllüğünü sigaranı yanına al. telefonu kapat.
  • priz açıldığında kendine gelen digiturk ve adsl'i ondan sonra kullanmaya başla.
  • bi sigara yakıp, kanalları dolaş. saat 9'da evde olmaya söv. karnın acıksın. yemek yapmaya başla.
  • makarna fix (evde kardeşim yok) makarna olmadı çorba ya da tost veya en beğenilen sipesiyalim peynirli yumurta.
  • yemeği yap, sehpadan küllüğü kaldır, yemeği koy. televizyona bakarak yemeğini ye. sonra etrafa dökülsün sen bön bön bakarken televizyona. yemeği kaldır, sehpanın üstüne bu sefer pc'yi koy. msn'i aç, kamerayı tak (fuck long distance).
  • sigaranı yak, telefonun çalsın onu aç, kameranı aç, konuş ve gör. modem sıkıntı yaratsın. (neyse ki benimki değil genelde benimki olurdu.)
  • sonra bilgisayar orada dururken sen uzan, telefon hala elinde. (yalnızsın çünkü.)
  • televizyona kitle, sevgilinle konuşurken televizyondan gördüğün şey üzerine aklına gelen bir şeyi anlatmaya çalış. (genelde pek bir alakasız olur bu şey.)
  • sevgilin sanat tarihi ve müziğin gelişimi hakkında konuşurken, sen haftaiçi neden sadece ikinci lig maçları koyuyorlar iddaa'ya de. sonra o hala sana bir şeyler anlatırken sen orduspor ve boluspor'un son 5 maçındaki performansına bak. bir de üstüne ekvator takımlarının isimlerine ve oranlarına göre bir kupon yap. bu sırada kız arkadaşına yaptıklarını anlat, gülsün, sevimlilik yapsın.
  • sen de içinden "lan başkası olsa ne ben dayanırdım ne o!" de. bu arada hala salondasın, yemekten sonra mutfağa bile girmedin. arada kalk bi' tuvalete git. sonra yine gel. akşam gelirken muz aldıysan, mutfağa git kabuğunu soy tamamen çöpe at, gerisini salonda ye. kız arkadaşına sevgi sözcükleri et ama becereme. o sana etsin ama becersin. huysuzluk yap. millete küfret, sinirlen. telefonunda seni sakinleştirsin sonra ona öpücükler ver, kamera açık, telefon kapalı.
  • habertürk, kanaltürk, 24, tv8 gibi kanallarda gecenin bi saatinde başlayan tartışma programları izle. sinirlen, feyk isimlerle adamlara küfür dolu mesajlar at. şimdi türkiye'nin %90'ını anlıyorum de.
  • onlar konuşurken gecenin ilerleyen saatlerinde sabahın köründe dersi olan kız arkadaşın seni arasın son kez sesini duymak için. bunun değerini kapatınca telefonu anla. sonra uyuma, direkt sız.
  • sabah 11'de uyanması gereken kız arkadaşını uyandırmayı unut ama o seni sabahın köründe uyandırmayı hatırlasın.
  • kısacası senin profilin şu. işinden sıkılan, yolda mızmızlanan, beli ağrıyan, temizlik-düzen takıntılı, iddaa sever, siyasette vesayet var diyene söven, postal fetişlerine laf sokan, uykucu ve huysuz bir kişilik.
  • onun profili ise şu. işinden sıkılan ama bunu sana çok da fazla anlatmayan, poğl manyağı (kedisi. bu arada ilk defa anlaşabildiğim bir kedi var, yakındır benim de manyağı olmam.), müzik sever-yazar-çizer-söyler, akıllı, dengeli olmaya çalışan, yazar zevkleriniz ve müzik zevkleriniz arasında uçurumlar olan, elektronik müzik, felsefe kitapları (bakın nasıl da oldu uçurum), geek, sanat sever, sanat derken her türlü senin anladığın resim değil sadece, olgun ve huysuz seven. (burada olgun ve huysuz seven bir şık değil, kendisi olgun ve benim huysuzluklarımı seviyor. bu kadar.)
durum böyle. bir de bu düzenin arasına sınavların girdiğini düşünün, hele de öğrenci işlerine gidip, atılma şartlarını soracak duruma geldiğinde. neyse şimdilik iyiyim, telefonum çalacak az sonra hisssediyorum. o arıcak, kopan belimin ve halsizliğimin, enerjisizliğimin canını okuyacak.

ps: 10 kadın nedir ya? 10 menapoz karıyı toplamışlar bir araya. tamam hepsini görmedim galiba arada gençler de vardı. hepsi de ayrı bir pınar kür. bir arkadaşım geçenlerde demişti. lan madem kadınlarla ilgili konuşuyorsun, nerede hani seyrantepeli teyze? yukarı dudullulu teyze, yakacıklı teyze. benim yaptığım 10 kadın nasıl olurdu?

benimki 10 kadın değil yedeksiz 11 kadın olurdu kadro gibi.
hemen kadroyu sayayım,

kalede pendikli muhafazakar baş örtülü şaziye, sol bekte bakırköylü emekli öğretmen nazife hanım, defansın ortasında ankara yüzüncü yılda lojmanda kalan hemşire aylin, hemen yanında bitlisten mersine göç etmiş 12 çocuklu Rojin, defansın sağında sivaslı memur emeklisi sevde hanım. orta dörtlü ise daha çevik görünüyor ortanın solunda sosyoloji ana bilim dalı yrd. doç. sevgen hanım, ortanın sol-içinde beşiktaş tapu kadastro memuru tülay hanım, ortanın sağ içinde asker kızı merve hanım, ortanın sağında kilisli bankacı gülnur hanım, forvet hattı ise can alıcı, sağda üniversite doktorasını büyük bir şirkette 3 kuruşa çalışarak yapmaya çalışan melis ve sol tarafta aktivist kızımız gökçe.


yani kısaca şöyle:
1) şaziye
2) nazife
3) aylin
4) rojin
5) sevde
6) sevgen
7) tülay
8) merve
9) gülnur
10) melis
11) gökçe

TD: Daral Obana


söyle ntv hangimizinki daha çok izlenir?