Perşembe, Mart 4

gaydırı gubbak eminem, nasıl nasıl edelim biz bu işi?

bugün çok garipti. böyle ilginç bir ruh halindeydim. metroya bindim ulan önümde bir herif geriye doğru yaylanıyor, rahatsız ediyor. hani az daha yaklaşsa bıyıklarım amcanın ensesinde gezecek, erotik bir ortam oluşacak. işte orada benim şalterler atıyor, amcanın kafaya bir tane koyuyorum. sonra amca bana bakıyor ortalık karışıyor herkes birbirine giriyor vagon duruyor ve beni vagondan atıyorlar.

sonra tekrar biniyorum metroya bu sefer sorun yok devam ediyorum falan, sonra taksimde iniyorum. çok kalabalık olan sağ taraftan değil de soldan çıkıyorum. sonra iki tane kılıksız değnek tipler bağıra bağıra konuşuyor. bitane fiske de bu antenlere vuruyorum bunlar yuvarlanıyorlar falan böyle merdivenlerden ben de hızla olay yerinden kaçıyorum. koşarak çıkıyorum metrodan. hemen bir sigara yakıyorum. tabi ki sarı dolmuş sırasına giriyorum ve hemen denklemi çıkarıyorum. tabi ki benim sıram 8x+1 ya da 8x+2 olacak. ve tam bana sıra geldiğinde amca el hareketi yapıp, hafız sen binme diyecek.

bakıyorum öyle olmuyor 8x ben oluyorum. atlıyorum ama götümün sadece sol lobu sığıyor oraya. arkadan para uzatmasınlar diye müzik dinliyorum son ses. paramı uzatıyorum götümü sığdırmak için yanımdaki iki kişiyle lob mücadelesi yapıyorum tabi ki kaybeden yine ben (murphy burada seni anıyorum kardeş).

sonra o yanımdakilerden biri tam benim ineceğim yerden 50 metre önce iniyor mecburen ona müsade ederken ben de bi daha indi bindi yapmayayım diye ben de iniyorum. teşekkürler yolcu! ondan sonra o 50 metre o herife söverek geçiyor. sonra kırmızı ışığı bekliyorum kırmızı ışıktan karşıya doğru geçerken milletle yarışıyorum. aslında hızlı yürünen her yerde milletle yarışıyorum. kendimi bir formula bir arabası gibi hissediyorum. artistik hareketlerle sıyrıldığım zaman arka arkaya insanlardan lan acaba beni birileri izliyor mu? lan izliyorsa ne çevik ve refleksi kuvvetli eleman falan diyorlar mı acaba diye düşünmeden alamıyorum kendimi!

bi de müzik dinlerken klip çekiyom kendi kendime. acaba bu kafada yaşayan kaç insan var. ama ben diyorum ki kimse bunu düşünmüyor sadece benim kafam bu diyorum. sonra bi de konuşmak istemediğim ancak böyle rahatsız edici ortamlarda başbaşa kaldığın insanlara bildiğin bir soru sorarsın ya. cevabını bilirsin ama sadece muabbet olsun diye soru sorarsın. aynen öyle işte soruları soruyom cevaplarını dinlemiyom falan. öyle ilginç. bunları da öyle yazasım geldi.

mal bir gün, mal bir gece.

not: merak ediyorum başlıktaki türkçe karakterler çıkacak mı bakalım.